<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?><rss version="2.0"><channel><title>Hikayede.com</title><description>Hikayede, hikaye, hikayeler, sex hikayeleri, porno hikaye, erotik hikaye, seks hikaye, hikayeler, erotik hikayeler, sex hikayeler, ensest hikayeler, seks hikayeler</description><link>http://hikayeler.hikayede.com</link><language>tr-TR</language><item>
<title>Guzel Rahibe Fikra</title>
<link>http://hikayeler.hikayede.com/hikayeler/Guzel_Rahibe_Fikra.html</link>
<description>adamın biri otobanda arabası ilerlerken yol kenarında bir rahibe otostop yapmış adam durup almış rahibeyi arabasına. biraz gittikten sonra adamın aklına kötü kötü şeyler gelmeye başlamış ve vites değiştirirken yanlışlıkla çarpmış gibi elini rahibenin bacaklarına atmış. bakmışki rahibe itiraz etmiyor, başlamış bacaklarını okşamaya. rahibeninde memnun olduğunu görünce arabayı bir ağacın altına çekip başlamış rahibeyi mıncıklamaya. rahibe:
- tamam sana vericem ama önden değil arkadan. Çünkü biliyorsun biz rahibeler bakire olmak zorundayız.
adam kabul etmiş ve rahibeyi bir güzel becermiş. tekrar arabaya binip yola devam etmişler. rahibe ilerideki kasabada inmek istemiş. İnerken adam çok memnun kaldığını bunu tekrarlamak için onu nasıl bulabileceğini sorunca rahibe şu cevabı vermiş:
- beni bulmak kolay, buralarda rahibe kılığında dolaşan ibne nerede diye sorarsan herkes benim yerimi tarif eder...</description>
</item><item>
<title>Avize</title>
<link>http://hikayeler.hikayede.com/hikayeler/Avize.html</link>
<description>mehmedin babası, misafir odası için yeni bir avize almış. yeni olduğu için ev halkı avizeyi devamlı açık bırakıyormuş. mehmet bir akşam üstü ev halkını bir arada görünce babasına dönüp
-baba, iyiki dış kapıyı değiştirmedik yoksa eve hırsız girerdi kesin.</description>
</item><item>
<title>Dilenciye Asik Oldum</title>
<link>http://hikayeler.hikayede.com/hikayeler/Dilenciye_Asik_Oldum.html</link>
<description>mutluluktan uzak hüzünlerle büyüdüm ben. acı çekmediğim bir gün bile yoktu. aslında çok zengindik. ama ailemin tek mutluluğu, konken partileri ve kumarhanelerdi.anıları düşünerek dileniyordu engin. onu gören uzamış sakalının, yırtık elbiselerinin içinde, geçmişinde varlıklı olduğunu anlayamazdı.
nilgün hergün parktan geçerek işine gittiğinde görürdü engini. para vermeden geçemezdi. birgün merak edip ismini sormuştu yalnızca.aslında yaşamını da merak ediyordu.bir gün elbet sorarım diye düşünürdü hep.nilgün mütevazi bir ailenin kızıydı. mutsuz bir nişanlılık geçirmişti.İki gün oluyordu ayrılalı. oysa hayallerinde evlenip mutlu olacaktı. ama nerdee.. beklediği gibi geçmemişti nişanlılığı. büyük sitres içindeydi. aklını nedense engine takmıştı. bir bakımada iyi oluyordu. düşüncelerinden uzaklaşıyordu en azından.
--engine güzel kıyafetler giydirsem, yıkansa, traş olsa nasıl olur acaba.
saçma bir düşünceydi belki, ama kafasına da koyduğunu yapan biriydi.bir gece iş yerinde mesaiye kalmıştı. saat geçti.eve gitmesi için parktan geçmesi gerekiyordu. kendi kendine
--hertaraf aydınlık birşey olmaz diye telkin veriyordu.
parkın sonuna geldiğinde bir bankta bir adamın yattığını gördü. onun yanından geçmesi gerekiyordu. bayağı ürktüğünü hissetti. adamın yüzüne bakınca bankta yatanın engin olduğunu anladı. engin de gözünü açmış ona bakıyordu.
--bu saatte ne işiniz var burada.
--İşim geç bitti. evim de iki sokak ötede.. parktan geçmem gerekiyordu.
nilgün fırsat bu fırsat enginle konuşmam gerek diye düşündü.
--yanınıza oturabilir miyim?
--ne demek buyrun.
nilgün enginin yanına oturmuştu. engin den gelen dayanılmaz koku, onu rahatsız etmeye başlamıştı. ama belli etmemeye çalıştı.
--sizi çok merak ediyorum. lütfen bana hayatınızı anlatır mısınız?
--gördüğün gibi pis bir dilenciyim. neden merak ediyorsunuz.
--konuşma şekliniz kültürlü birine benziyor. ben de anlıyamıyorum. kimseyi merak etmem aslında. ne olur sıkılmazsanız anlatın.
--geçmişi konuşmak hiç hoşuma gitmez. ama sizi kırmak istemem.
--sağol engin çok teşekkürler.
--ben tek çocuk olarak büyüdüm. ailem şımarık olarak yetiştirdi beni. dadıların elinde hizmetçilerle büyüdüm. babam çok zengindi. benimle ne annem ne de babam ilgilenirdi. annem konken de babam da kumarhaneler de sabahlardı. Özel okullar da okudum. yüksek öğrenimimi de amerika da yaptım.
--gerçek mi insanın inanası gelmiyor.
--amerika dan döndüğümde ailem, zengin bir fabrikatörün kızıyla nişanladı beni. Önceleri istemedim.ama sonraları deliler gibi sevdim. o da beni çok seviyordu. düğün hazırlıklarına bile başlamıştık.
--eee sonra..,
gözleri faltaşı gibi açılmıştı. merakla engini izliyor anlattıklarına inanamıyordu.
Üniversite mezunu bir dilenci diye içinden düşünüyordu.
--ben amerikadayken babam herşeyini kumarda kaybetmiş. onun için beni de zengin arkadaşının kızıyla evlendirmeye karar vermiş ve kimseye de durumunu belli etmemiş. biz evlendikten sonra kayınpederden borç para istiyecekmiş. ama herşey öyle çabuk gelişti ki bir anda ailecek sokakta kaldık. haciz memurları herşeyimize el koydu. tülayla yani nişanlım birbirimizi çok seviyorduk. babası durumumuzu öğrenince ayırdı bizi.
ben ruhsal bunalım geçirdim. bir sene hastanede psikolojik tedavi gördüm.
yani akıl hastanesinde yattım. ailem bu müddet zarfında beni aramadı. benim de aklım yerinde değildi. sonradan öğrendim babam intihar etmiş, annem de acılara dayanamayıp kalp krizinden ölmüş.
--Çok üzüldüm engin. peki bukadar tahsil yaptın çıktıktan sonr işe girebilirdin.
--girmez istemezmiyim. akıl hastanesinden çıktım diye beni kimse işe almadı. birgün tülayı gördüm. evlenmişti. o beni görmedi. ondan sonra dünyaya boşverdim. hangi tanıdığın yanına gittiysem beni misafir bile etmedi.
Ömrüm parklar da geçiyor. birkaç kuruşla da karnımı doyuruyorum.
--anladım zor durum. geç oldu benim gitmem gerek teşekkürler herşey için. görüşürüz engin.
nilgün hızlı adımlarla parktan çıktı kafası düşünceliydi.
--bukadar tahsil yap. Şu hayata bak. hiçbirşey anlamıyorum bu hayattan.
anahtarla kapıyı açıp apartmana girdi.Üçüncü kata çıktı. daire kapısını da açıp evine girdi. annesi yatmamıştı.
--kızım nerde kaldın.
--anne mesaiye kalacağım demiştim ya.
--tamam da amma çalıştırıyorlar seni.
--yemek hazırlıyayım mı sana.
--yok yatacağım yemek yedim anne.
aslında aklı engindeydi. ne yapabilir di onu hayata bağlamak için. yatağına yattı düşüncelere daldı. Çalıştığı yerin sahibi kuzeniydi. kendisi de şirketin muhasebe müdürüydü.
--önce kuzenle bir konuşayım derken aniden uykuya daldı.
sabah olmuştu. Öyle heyecanlıydı ki kalbi güm güm atıyordu.
--kahvaltı et kızım.
--hayır işim çok anne çıkıyorum.
düşüncelerle yürüyordu. havalar da soğumaya başlamıştı artık. sonbahara girmeye kaç gün kalmıştı.
--engin ne yapar bu soğukta bir an önce bir düzen kurmalıyım ona. hayret o da yerinde yok. nerede acaba?
İş yerine gelmişti.
--ahmet bey geldimi?
--geldi efendim odasında.
alelacele hızlı adımlarla kuzeninin odasına doğru yürüdü. kapıyı çalmadan içeri girdi. ahmet şaşırmıştı.
--hayrola nilgün. bu ne şiddet bu celal.
--afedersin ahmet kapıyı çalmadığımı biliyorum.seninle acil konuşacaklarım var.
--anlat bakalım dinliyorum.
--bir arkadaşım var ismi engin. amerika da yüksek lisansını İşletme olarak yapmış. elemana ihtiyacım yok biliyorum. ama ben çok bunaldım. bir yardımcıya ihtiyacım var. ne dersin? engini yardımcım olarak alabilirmiyim?
--sen istersin de olmaz mı.
--söyle hemen gelsin işe başlasın.
--Çok teşekkürler ahmetciğim bu iyiliğini hiç unutmayacağım. sen den bugün izin istiyorum. dışarda biraz işlerim var. arabanı alabilir miyim? .
--tamam alabilirsin. yarın ikiniz sabahtan burada olun.
nilgün sevinçliydi. ama engine bunu nasıl anlatacak ve onu nasıl değiştirecekti.
arabayı parkın yanında müsahit bir yere parketti.
--engin yerinde mi acaba.
evet karşıda bir bankın üzerinde oturuyordu. Üzerinde incecik bir gömlekle
üşüdüğü belliydi. nilgünün birden içi sızladı.
--merhaba engin.
--siz ne yapıyorsunuz bu satte işte olmalıydınız.
--hiç konuşmuyorsun ve benimle geliyorsun.
enginin sesi titriyordu.
--nereye?
--soru sorma lütfen. hadi benimle gel.
engin çaresizdi. yüzünde soru sorar bir ifadeyle nilgünün yanında yürümeye başladı.
nilgün arabanın kapısını açtı. engin oturdu.
--nereye nilgün hanım.
--soru sorma engin. bundan sonra olacaklara karışma lütfen.
yinede enginin onurlu hareketlerini pis kokan eski elbiselerinin içinde görebiliyordu.
nilgün arabayı bir erkek giyim mağazasının önünde durdurdu. bu halde engini mağazanın kapısından bile sokmazlardı. ona birşey demeden.
--bir dakika sen bekle ben hemen geliyorum.
Çabucak arabadan indi hızlı adımlarla mağazaya girdi. tezgahtar kız hemen nilgünle ilgilendi.
--buyrun hanfendi.
--erkek kazağı, pantolon, iç çamaşırı çorap kaç numara ayakkabı giyiyor acaba diye düşündü.
--herhalde 42 fazla büyüğe benzemiyor.ayağı.
biraz sonra elinde torbalarla arabaya bindi.
--neler aldınız nilgün hanım.
--engin soru sorma lütfen.
arabayı çalıştırmış gidiyorlardı. bir hamamın önünde durdu.
--engin yıkanmalısın eski elbiselerini çıkışta at ve bunları giy.
engin gerçekten çaresiz bir durumda olduğunu biliyordu. Şaşkındı.
--bu parayıda al çıkışta hamam işletenlerine verirsin. ben şu yanda ki börekçi de bekliyeceğim.
--peki nasıl isterseniz.
bir saat olmuştu.engin daha gelmemişti. gözleri hamamın kapısındaydı..
masada ki gazeteyi okumaya başladı. birden yanında birinin durduğunu hissetti. başını kaldırıp baktığında..
--olamaz diye çığlık attı.
karşısında çok yakışıklı bir erkek duruyordu.
--bir de sakallarını kestirsek diye düşündü.
--otur engin bayağı değişmişsin.
--neden benimle ilgileniyorsunuz?
--bilmem kendime hep sordum. sebebini ben de bilmiyorum. belki de okadar tahsil yapmışsın emeğinin boşa gitmesi beni üzüyor olabilir.
--hadi börek söyliyeyim çayla banyonun üzerine iyi gider.
--engin çok acıkmıştı börekleri ağzına tıkarcasına yiyiyordu.
--Özür dilerim çok acıkmışım dünden beri fazla birşey yemedim.
Çayını böreğini yemişti engin.
--kalkalım mı
--Şimdi nereye?
--bugün hep seninleyim.
engin kaderine razı olmuştu. rabbimin bir lutfu bu diye düşündü. sesini çıkarmadan nilgünü takip etti.
İki adım ötede berber vardı. birlikte içeri girdiler. berber şaşkındı.
--buyrun efendim.
--arkadaşımı çok güzel traş edecekiniz. saç sakal.
--tamam efendim.
nilgün bir koltuğa oturdu. gözü engindeydi.
yarım saat sonra karşısında yakışıklı bir bey vardı. enginin yeşil gözleri ortaya çıkmıştı. İçinden,
--nekadar yakışıklıymış diye düşünmeden duramadı nilgün.
berberde de işleri bitmişti.
--Şimdi nereye nilgün hanım.
--Şimdi sana güzel kıyafetler alacağım.
--bukadarını kabul edemem. size verebilecek param yok benim. ayrıca gece yine parkta yatacağım neden temiz kıyafetler alıyorsunuz?
--hayır artık parkta yatmayacaksın. soru sorma lütfen. akşam yemekte sana herşeyi anlatacağım.
nilgün arabayı erkek giyim mağazasının önüne çekti. arabadan indiler. kapıdaki görevliler prens ve prenses gibi karşıladılar onları. İçerde de karşılama aynıydı.
nilgün güzel bir takım elbiseyi ve gömleği eline aldı.
--bunu lütfen giyermisin?
engin takımı aldı kabine girdi. biraz sonra karşısındaydı. göz kamaştırıyordu.
Çok şükür işleri bitmişti. akşam da olmuştu. biraz sonra güzel bir restaurana
giriyorlardı. garson onları cam kenarında mumlar yanan bir masaya oturttu.
--senelerdir böyle bir yere gelmemiştim.
engin büyülenmişti sanki.
--bir rüya mı bu. nilgün hanım neler oluyor. neden ben? .
--yemek yerken konuşacağız. ne yemek istersin.?
--ben ızgara türü birşeyler istiyebilirmiyim.
--tabii. bir de iyisinden kırmızı şarap garson bey.
biraz sonra garson donatmıştı masayı. İçkilerini kadehlere dolduruyordu.
--sıhhatine ve geleceğine engin.
--size nekadar teşekkür etsem azdır.
--peki bundan sonra neler olacak söylermisiniz bana.
nilgün engine baktı. nekadar yakışıklıydı.
--hayret bana neler oluyor diye düşündü.
yoksa dilencilik yaptığından beri mi beğeniyordu engini. düşünceleri karışıktı.
engin cevap bekliyordu.
--Önce hayatına bukadar karıştığım için senden özür dilerim. ama yüksek öğrenim yapmış birinin gözümün önünde ölmesine izin veremezdim.
kuzenimin bir şirketi var. orada muhasebe müdürüyüm. bana yardımcı olacak bir arkadaşa ihtiyacım var. lütfen kabul et.
--nilgün hanım neden kabul etmiyeyim. dilencilik hoş birşey değil. görüyorsunuz sokaklardayım. Önümüz kış. size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.
--peki sizi bir otele yerleştireceğim şimdilik sonra ev için birşeyler düşünürüz. yemekleri bitmişti.
--kalkalım mı.
--tabii.
biraz sonra orta halli bir otele yerleştirmişti engini.
--senelerdir ilk defa bir yatakta uyuyacağım.bana yaptığınız iyiliği nasıl ödeyeceğimi bilemiyorum.
--hiç önemi yok. İnşallah hakkettiğin kariyere ve mutluluğa kavuşursun.
tek dileğim bu.
nilgün eve gelmişti. mutluydu. annesi uyumamış yine beklemişti.
--ben yatıyorum güzel annem.
--yemek yemeyecekmisin?
--yedim canım. İyi geceler sana.
nilgün düşünüyordu. yaptıklarına inanamıyordu. Çok mutluydu ve engine aşık olmuştu. dilenci prens ve ben, yazsam roman olur. uykuya dalmıştı bile.
sabah 8.30 da otelin kapısındaydı. engin bekliyordu. hemen arabanın önüne
oturdu.
--neden içerde beklemedin hava soğuk.
--sizin arabadan çıkmanızı istemedim.
--kahvaltı ettin mi?
--hayır.
aslında parası yoktu kahvaltı etmeye.
--o zaman bir yerde kahvaltı edip öyle işe gidelim.
enginin dinlenmiş yüzü etrafa ışıklar saçıyordu. bir kafe de kahvaltılarını yaptılar. Şirketin yolunu tuttular. enginle birlikte ahmetin kapısını çalıyordu.
--gelin
--merhaba ahmet biz geldik. sana bahsettiğim arkadaşım engin.
--hoşgeldiniz engin bey memnun oldum tanıştığıma.
--nilgün odana bir masa koydum. sen artık şirket hakkında bilgi verirsin engin beye. bir de yapılacak işleri anlatırsın.
--tamam sağol.
--haydi engin gel.
birlikte nilgünün odasına gittiler.
--harika dekarasyon güzel bir odaymış. benim işimi anlatırsanız hemen başlamak isterim.
nilgün yapacağı işleri tek tek anlattı. engin gerçekten çalışkan biriydi. nilgüne ait işleri bile büyük zevkle yapıyordu.
aylar geçti. engin kendine ufak bir ev tutmuştu. nilgün de yardımını esirgemeyip mobilya seçiminde yardım etmişti. bir akşam işten çıkmalarına beş dakika kalmıştı.
--nilgün hanım bu akşam sizi yemeğe davet ediyorum. herhalde beni reddetmezsiniz umarım. Çünki size kendimi borçlu hissediyorum.
--olur mu öyle şey ne borcu. ben senin için mutluyum. bu da bana yeter.
--ben bir taksi çağırayım.
--yok şirketin arabasını alırım ben.
biraz sonra deniz kenarında lüks bir restauranta giriyorlardı. garson güzel bir masaya oturttu onları.
--ne yemek istersiniz nilgün hanım.
--bu sefer ben de sana bırakıyorum.
--peki o zaman karışık et, masayı donat. bir de şampanya garson bey
--engin de beni beğeniyor gözlerinden belli.
--nilgüne evlenme teklif etsem ne der acaba. bir de aramız bozulmasın. yok oda ben den hoşlanıyor belli.
İkisinin düşüncesi de aynıydı. birbirlerine söylemekten çekiniyorlardı.
garson masayı donatmıştı şampanyayı patlatıp kadehlere doldurup gitti.
--nilgün hanım.
--bana ismimle hitap edebilirsin.
--peki nilgün.
--sana çok şey borçluyum. beni hayata döndürdün. benim kurtarıcımsın.
ben lafları dolandırmayı sevmem. benimle evlenirmisin?
nilgün şampanyasını yudumlarken aniden gelen teklif karşısında tıkandığını hissetti. hemen kendini toparladı.
--ne dedin benimle evlenmek mi istiyorsun.
--evet işim, kurulu düzenim üstelik annemin babamdan habersiz çocukluğumdan beri biriktirdiği para da elime geçti.
--peki neden ben. bana borçlu hissttiğin için mi.
--hayır seni seviyorum ben.
--sahi mi anlamadım
--bunda ne va nilgün bir dilencinin aşık olmaya hakkı yok mu.
--aslında biliyormusun ben sana o zamandan beri aşıktım.
--yarın size geliyorum annen den seni istiyorum tamam mı.
--nasıl istersen.
nilgün çok mutluydu seviyor ve seviliyordu. yaşadıklarına inanamıyordu. bir rüya görmüştü sanki, ama gerçekti.
kırk yıl düşünsem bir dilenciye aşık olacağımı düşünemezdim. ama ben sana aşığım engin...

alıntı</description>
</item><item>
<title>Sarisin Trafikte</title>
<link>http://hikayeler.hikayede.com/hikayeler/Sarisin_Trafikte.html</link>
<description>miamide üstü açık spor arabasıyla gezen sarışın afeti trafik polisi durdurur.
- hanımefendi ehliyetinizi görebilirmiyim?.
- nedir o?
- hani araç kullanırken yanınızda taşımanız gereken belge, kredi kartı boyutlarında ve üzerinde resminiz olur.
sarışın bayan çantasını aracın koltuğuna boşaltır ve ehliyeti bulur ve memura uzatır.
- hanımefendi ruhsatı görebilirmiyim?.
- oda ne?.
- tabiri caiz ise aracınızın kimlik kartı. genelde torpido gözünde bulunur.
bayan torpido gözünü bulur ruhsatı uzatır.
trafik polisi evrakları alıp aracına biner ve merkezle telsiz bağlantısı kurar. merkezdeki görevli memur aracı kullanan sarışınmı diye sorar.
- evet.
- peki süper bir mini eteği varmı?.
- evet.
- göğüsleri gömleğinden taşıyormu?.
- evet.
- o zaman sen ona doğru yaklaş ve fermuarını indir.
polis memuru merkezdeki arkadaşına bağırarak böyle birşey yapamayacağını söyler ama ısrarlara fazla dayanamaz. sarışın bayanın yanına yaklaşıp fermuarını indirir. sarışın bayan çok şaşırır.
- yİnemİ alkol muayenesİ!...</description>
</item><item>
<title>Ciplaklar Kampi</title>
<link>http://hikayeler.hikayede.com/hikayeler/Ciplaklar_Kampi.html</link>
<description>temel annesi ve babası seyahate gider. fakat otelde boş yer yoktur. otelci onlara ileride bulunan çıplaklar kampını tavsiye eder. başka çareleri olmayınca oraya giderler.
birazdan temel koşa koşa gelir ve annesine sorar;
- anne neden bazı kadınların göğüsleri büyük bazılarının küçük?. annesi cevap verir;
- oğlum büyük göğüslüler aptaldır küçük göğüslüler akılıdır ondan.
temel gider ve birazdan koşarak gelir;
- anne neden bazı erkeklerin orğanı büyük bazılarınınküçüktür?.
- oğlum orğanı büyük olanlar akılıdır, küçük olanlar aptaldır. temel biraz düşünür ve annesine cevap verir;
- biraz önce babamı aptal bir kadınla oynarken gördüm ve git gide akıllanıyordu.</description>
</item><item>
<title>muhendis komik</title>
<link>http://hikayeler.hikayede.com/hikayeler/muhendis_komik.html</link>
<description>kariyeri için iş arayan bir mühendis gazetede ilan görür. metod ve zaman etüdünde tecrübeli mühendis aranmaktadır. kendisi için iyi bir fırsat olduğunu anlayan mühendis başvuru yapar ve iş görüşmesine çağrılır. görüşmeye gitmeden firmanın internet sitesine girerek bilgi toplar ve 1000 personelin çalıştığını öğrenir. İş görüşmesini patron yapmaktadır. mühendis bu işlerin 10 daha az personelle yapılabileceğini, artan personelin ise işten atılmadan yeni proje yatırımlarında istihdam edileceğini anlatarak puan toplama niyetindedir ve bunu müstakbel patronuna anlatmaya çalışır. patronun cevabı kısa ve nettir:
- ben zaten sen gelmeden 400 kişinin işine son verdim. senin görevin bu kadar personelle aynı ürünü çıkarmaktır.</description>
</item><item>
<title>Sen ne anlarsin</title>
<link>http://hikayeler.hikayede.com/hikayeler/Sen_ne_anlarsin.html</link>
<description>sen ne anlarsın - nalan

anladim ki kalbime yine sonbahar geldi
nasil anlatsaydim sana sevgimi
nafile askina aglayip uzulmek
gunahkar olmak degilki sevmek
bosuna uzulup ah etmek

sen ne anlarsin sevdadan nasil insansin
dilerim sende benim gibi sende yanarsin


söyleyen : nalan</description>
</item><item>
<title>Al Başını Git - Çelik</title>
<link>http://hikayeler.hikayede.com/hikayeler/Al_Basini_Git_-_celik.html</link>
<description>al başını git - Çelik

evini kaybettin,yuvani kaybettin git sen
iaka mi zannettin
inadi birak sen kafami bozma istersen
bir sigara yak sen
ya da çek git hadi çek git buradan

al baiini git bu evden,görmesin gözüm
usandim,biktim usandim dirdirindan
o köpeii de sakin unutma
al onu da götür yaninda
kalmasin bir ieyin bu evde,bana da böyle baiirma

al baiini git bu evden,görmesin gözüm
usandim,biktim usandim dirdirindan
o kadini da sakin unutma
baksin faliniza,ne çikarsa çiksin
kimin umurunda.yeter ki bana da böyle baiirma

söz-müzik-düzenleme: Çelik eriiçi
söyleyen : Çelik</description>
</item><item>
<title>Onurumuz - Kutup Yıldızı</title>
<link>http://hikayeler.hikayede.com/hikayeler/Onurumuz_-_Kutup_Yildizi.html</link>
<description>onurumuz - kutup yıldızı

onurumuz
o çok o dai
aç birakilmiiizdir
ayakta,uykusuz
onurumuz
yikar duvarlari girer
bir uzun ova gibi duvarlarin içine

onurumuz 
yoksulluiumuza
giydiiimiz giysi
onurumuz bozgundu
Çoklari kodu gitti bize
siiindik yirtici kuilar kiyiliiina
onurumuz 
o çok o kirila kirila 
koruduiumuz


söz:arif damar
müzik:kutup yildizi
söyleyen : kutup yıldızı</description>
</item><item>
<title>Sahilden Dance Version - Burcu Güneş</title>
<link>http://hikayeler.hikayede.com/hikayeler/Sahilden_Dance_Version_-_Burcu_Gunes.html</link>
<description>sahilden dance version - burcu güneş

ayrilmak zor iey
Özlemek kolay mi
dedim ayrilik olmasin
canimiz yanmasin
dinlesen duyardin

son bir kaç gündür
bende özlüyorum
sana ait her ieyi
evdeki resmini
yaktim ailiyorum

her ieyi göze al geleceksen
bir daha yaparsan affetmem

arkana bak da düiün yeniden
gururumuzdu bizi deviren
içime dolan tüm korkulari
denize biraktim sahilden

arkana bak da düiün yeniden
ne fark eder ki sen yada ben
içime dolan tüm korkulari
denize biraktim sahilden

ayrilmak zor iey
Özlemek kolay mi
dedim ayrilik olmasin
canimiz yanmasin
dinlesen duyardin

son bir kaç gündür
bende özlüyorum
sana ait her ieyi
evdeki resmini
yaktim ailiyorum

her ieyi göze al geleceksen
bir daha yaparsan affetmem

[ceza:]
kafana takilan o kadar dert arasinda korkuyu sahilden
atmak bulmana neden olacak her vesileyi sahilden denize
birakmak var içinde
yap hadi! bunu göster anlamsiz bulduiunu her seferinde
Çikacak olan atei yakacak bizi ve yüreiimizi ailamayi
kesmeyi bilmeli
sonu baii belli olmayan geçmiiin atildiii sahile sen de
gel önünü kesmesin hiç bir güç onlar olsun kaiitlar sen de
gel besle kurtul artik maziden geleceiin her zaman sana
amade eylemini silersin kalbinden
bence atla gitsin sahilden

arkana bak da düiün yeniden
gururumuzdu bizi deviren
içime dolan tüm korkulari
denize biraktim sahilden

arkana bak da düiün yeniden
ne fark eder ki sen yada ben
içime dolan tüm korkulari
denize biraktim sahilden

söyleyen : burcu güneş</description>
</item> 
</channel>
</rss>
